top of page

Yolculuk Meis’e de Olsa, Kerteriz Önemli :)

Konuk Yazar: Master Yüzücü Sidre Özemre

Yarışa 2 gün kala uçak ve servis yaparak otele yerleştim. Akşamüstü ekiple buluşup suyun tadına bakmaca antrenmanı yaptık, birbirimizle tanıştık.


Ertesi sabah 7:00'da tekrar antrenman için sözleştiğimiz yerdeydik. Yüzmeye yeni başlamıştık ki Önay’ın “Sidreee Sidreee Kafasını görüyor musun?” demesiyle Caretta Caretta ile karşı karşıya olduğumuzu fark ettim, tabii bastım sevinç çığlığını, sadece bunu yaşamak için bile kilometrelerce öteden gelinir.❤️


O gün pasaport teslim ve kayıt sonrası 15:00'da buluşup tekne ile güzergah planlaması, bu sefer açıkta ki suyun tadına bakmaca, akşamında ise Kaş Antik Tiyatrosu'nda teknik toplantı vardı. Gitmeden ekibin bir kısmı ile güzel bir yemek, karbonhidrat deposu doldurmaca ve keyifli bir sohbet :) Kaş antik tiyatronun atmosferi çok başka, çeşitli milletlerden gelen insanlar, farklı diller ama herkeste aynı heyecan…


Yarış için odalarımıza çekiliyoruz 22:30 sularında, ancak Kaş Meydan'da bangır bangır Melek Mosso konseri var. Takviyelerimi aldım, suyumu içtim, o sene için özel yapılan YİY tişörtü havalandırmak için asıyorum yarın giyeceğim, uyabilir miyim acaba bu seste sabah erken kalkacağım derken dalmışım bile :)


Sabah 5:00'da uyandım, akıllı saati kontrol ettim 5.30 saat uyumuşum yeterli rem uykusu yetersiz uyku diyor gayet güzel. Çantamı kontrol ettim lisansım, Sudokrem, güneş kremi, otel terliği, jel, şamandıram harika...


Hemen kahvaltı hazırlıyorum kendime kuru meyve ekmek kuruyemişler, balkondan Meis'e bakarak kahvaltı yapıyorum. O sırada güneş yeni doğuyor hafif üşüyorum organizasyonun verdiği hoodie’yi üstüme geçiyorum, bol su biraz kafein, cipimi takıyorum bileğime, güneş kremimi sürüyorum ve çıkıyorum.


Tekneye biniyoruz pasaportlarımızla, Meis'e doğru yol alıyoruz o an da ufak ufak bir kıpırdanmaya başlıyorum, heyecan sarıyor. Hemen odağımı ve ortamımı değiştiriyorum. Jellerimi mayomun içine yerleştiriyorum, sudokremimi sürüyorum otel terliklerimi giyiyorum bir yandan da gözüm doğru kerteriz alabilmek için Kaş'ta. Bir krem sürüyorum bir yandan yola bakıyorum.


Tekne Meis’e geliyor.


Tekneden indiliyoruz. Isınmak için yeterli alana sahip değiliz, arkadaşlarıma sataşıyorum ki heyecanım dağılsın. O sırada ısınmaya çalışıyorum. Çabamı gören bir amca “Ataist atlayıp müslüman çıkacağız, 7 Km çok değil mi diyor.” Düşünüyorum doğru olabilir söylediği ama şu stresimin dağılması lazım amca şuan felsefenin sırası değil. :)


Su dağıttıklarını görüyorum kaçırır mıyım içiyorum tabi.. Ay bu ne? Table water yazıyor üstünde tabi Yunan'dayız, onların suyunu içiyoruz, suyun tadı bir tuhaf, neyse şu an hiç takılamam lazım olacak içmeye devam :)


Bir İngiliz'le ufak sohbet ediyorum. Oradan bizimkilerin yanına geçiyorum yarışın başlamasına son 3 dakika, o da ne? Saatim uyarı veriyor; Çok stresli olduğun kaydedildi biraz rahatlamak için nefes egzersizi başlatmak ister misin?


-Hayır istemem şuan hiç yeri ve zamanı değil :D


Önay önümde nefes egzersizi yerine sataşıyorum; Önay valla çaktırmadan en öne geçmişsin eheheheh!!


Ve düdük çaldı başlıyoruz.


Arkadamda kim var, üstüme atlar mı derken hop sudayım saati başlatayım diyorum, GPS çalışmıyor :):) Amaan saat mi vardı önceden deyip sadece zamanı başlatıyorum, yüzüyorum yüzüyorum 0 m diyor gülüp geçiyorum.


Meist'en çıkana kadar her şey gayet iyi önümde arkamda insanlar var topluluklar halinde yüzüyoruz. Ancak bir yerde bakıyorum ki o topluluklar sola doğru kaymaya başlıyorlar ben ve bir kişi daha kafamda planladığım noktaya doğru yüzüyoruz. Sürü psikolojisine düşmeyip bildiğimi okuyorum. Bir süre böyle gidiyorum kafamda bir şey çalıyor o da ne? Dün akşam ki Melek Mosso konserinden bir şarkı... Uyurken zihnime kazındı herhalde söyleyerek devam ediyorum. Bir süre kafamda ki Türkçe Pop beynimi ele geçiriyor. Zaman geçiriyoruz, ancak artık açık denizdeyim birkaç insanla karşılaşıyorum aynı güzergahtayız ben onların solundayım.


Oradan bir ses; Sidree!!


Hı..?? Begüüm selam! Tanıdık bir ses duymak içimi yumuşatıyor, bazen solunda bazen sağında yüzüyorum. 1 saat geçmiş vücudum alarm veriyor acıktım, hemen duruyorum şamandıramdan jel- su alıp devam ediyorum. Begüm'e yetişiyorum tekrardan.


Bone biraz kafamı sıkıyor, başımı ağrıtıyor gibi önemsemiyorum, sıkı bone iyidir çıkmaz ehehe diyorum sonra hissiyatıma bakıyorum kolları bacaklar senkronize mi? Kolu iyi çekebiliyor muyum? Nasıl hissediyorum sanırım biraz sırt yüzmeye ihtiyacım var dönüyorum ama rahat etmiyorum şamadıra rahatsızlık veriyor kurbağalıyorum böyle daha iyi kerteriz alıyorum. Çok sık kerteriz alıyorum, çünkü deniz beni sürekli sola atıyor. Timsah bakışı yaparken su yutuyorum. Tekrar duruyoruz Begüm'le 1 saat 45. dakika'da tekrar jel-su yapıyoruz bir tekne yanaşıyor; su ister misiniz? İyi misiniz? diyor suyu reddediyoruz devam ediyoruz. Teknenin yanımda olması güven hissi veriyor.


İkinci jel biraz mideme rahatsızlık verir gibi oluyor ama hemen toparlıyorum şu anki tempomdan daha iyi gidebileceğimi hissediyorum. Artık planladığım sarı şemsiyeler de görüyorum, başlayalım bakalım diyorum


1.5 Km gibi bir şey var, bacaklara yükleniyorum. Ancak kerterizi daha da sık alıyorum çünkü deniz beni sola atıyor. Taha’nın cümlesini unutmuyorum “Görmediğim yere fazladan bir kulaç atmam” atmamak için çabalıyorum.


Bir an denize bir karaltı düşüyor, gökyüzünden o da ne? 3 saniye irkiliyorum tam tepeme Drone gelmiş, dibimde ya arkadaş alın şunu üstümden sessiz sedasız böyle gelinir mi diyorum bir yandan da sırıtarak el sallıyorum. Her gün drone’a el sallarmış gibi.


Biraz daha bastırıyorum.


Vee o özlem biter, canım merdivenler bana mücevher gibi parlıyorlar.


Ve bitiriyorum; İlk tanıdık bir yüz Onur, bitirmiş ve duş alıyor “Aa diyor yeni mi geldin bana ver eşyalarını biz arka masadayız gelirsin” Onur'a teşekkür ediyorum, ekip yemeğe başlamış bile :)



Duşumu alıyorum Taha ile karşılaşıyorum; yaş grubunda 3.lük geldi diyor. E iyiymiş. Kaş Meydan'da görüşürüz. Otuyoruz yarış sohbeti yapıyoruz. Herkes sola doğru savrulmuş 7 Km'lik parkur, olmuş bize 8 Km. Demek ki daha fazla kerteriz şart diyoruz.


Kürsüde 2.lik madalyası takıyorlar. O da olur aldım, kabul ettim diyorum, iniyorum.


Akşam gün batımında hep beraber, dirsek dirseğe yemekteyiz, herkesin hikayesi var. Babam dönüp soruyor bir an: “Denizdeyken ya nerden geldim bu yarışa dediğin bir an oldu mu?”

düşündüm de hiç olmadı. denize gökyüzüne balıklara baka baka geldim. İyi ki de karar vermişim gelmişim. Çok güzel diyorum. Çok güzel bir karardı Meis Kaş…


192 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comentarios


bottom of page