top of page

2915 Kelime ile Mısır Oceanman - Ceren Başkan



10 km - 5N1K

Önemli yarış = Blog yazısı


Bu blog yazını yazmadan önce şunu söylüyordum her attığım kulaç için bir kelime yazıcam ama şansına sevgili okur kol saatim 6. Km'de kapandı ve kapanmasına kadar 3832 kulaç atmışım. Bakalım bu yazı kaç kelimelik olacak.


NE?


Yüzmenin maratonu olan 10 Km yarışı.


NEDEN?


Bu sorunun cevabını hala arıyorum diyebilirim. Ama sene başında aylar Şubat - Mart olmuştu ve ben hala bu gelecek yeni sezon için hiçbir yarışı ya da mesafeyi belirlememiştim. Türkiye’de bulunabilecek bir çok parkuru ve mesafeyi yüzmüştüm. 2023 sezonun Kaş - Meis yarışını yüzmüştüm ve o yarış için hayal ettiğim kadar hazırlanamama rağmen çok keyif almıştım.


Hedefsiz yüzmek kadar sevmediğim bir şey yok heralde. Beni motive edecek, antrenmanları bir şey için, bir hedef için yapmak motivasyon anlamında çok önemli.


Taha’yı da darlıyorum "ne yüzeyim" diye. Kaş Meis 7 Km mesafesinden sonra daha düşük metraj yüzmenin çok challenge kafası yok. Yüzdüm zaten defalarca 5 km yüzdüm bir tane daha yüzsem ne olur yüzmesem ne olur.


Taha bir takım şeyler gönderiyor bak bunlar da var bir düşün diyerek. Onlara da bakıyorum tabii ama belki daha sonra... Önce bir 10 km yüzeyim diyerek Oceanman yarışlarına bakıyorum, aylardan Nisan bir çok Avrupa yarışları erken olduğu için Eylül-Ekim yarışlarına bakarak Mısır yarışını seçiyorum.

Nisan başı oturup hadi bakalım 10 Km yüzeyim diyip çıkıyoruz yola.


NASIL?


Çıktık da eee nolcak şimdi?



Antrenmanlar :


Uzun süredir zaten haftada 3 yüzüyorum ( 2 takım antrenmanı - 1 evde yüzme). Konuştuğumuz gibi Temmuz başına kadar haftada 3 antrenmana devam.


1 temmuz gelince Taha’ya yazıyorum haftada 4'e geçelim mi? Cevap: hazır mısın? Bilmem yüzdükçe anlarız heralde.


Haftada 4 antrenmana geçince evdeki havuz artık dar gelmeye başlıyor. Evin havuzu 18 m ve antrenmanların metrajları da yüksek olduğu için yani 3K dan az antrenman yüzmedim sanırım. Yeni bir havuz arayışına giriyorum. Yoksa evdeki havuzda döne döne vertigo olucam galiba ve site havuzu olduğu için çok sıcak oluyordu. Taha buna ne kadar adaptasyon dediği ise ben baygınlık geçiriyorum ve hatta bu antrenman performansımı etkiliyor. Yüzerken belli bir yerden sonra elim ayağım şişiyor, istediğim gibi performans gösteremiyorun çünkü havuzun ve ortamın sıcaklığı beni çok etkiliyor.


Uzuncuların diğer derdi de antrenmanların genelde 60dk dan daha fazla sürmesi. Ve ne yazık ki saat kısıtlaması olmayan havuz bulmak daha da zor. Birkaç kez Kartal’ı deniyorum ama antrenman yetişmiyor, 1-2 yer arıyorum onlar da 1 saat süre koyuyor ve zaten benim şurda 3-4 aylık bir süre için havuza ihtiyaçım var.


Neyse ki imdadıma Merco (Mertcan) yetişiyor ve Maltepe havuzuna kayıt olup antrenmanlarıma orada devam ediyorum. Yaz aylarında Perşembe Pazar, Eylül’den sonra Cuma Pazar ya da tersi artık hepsi karışıyor açıkcası.


Her defasında yeni bir antrenman programına ve gününe adapte olmam gerekti çünkü.

Antremanların yoğunluğu arttıkça iyice rahip hayatına dönüyor hayatım. Haftada 2 gü sabah 5.15 kalkış, tek uyuyabildiğim gün olan Pazar günü alarm kur git Maltepe’de yüz gel. Akşam deseniz 21.30 da yatağa gir 22.30da pert.


Sosyal hayatımda tamamen antrenman günlerinin etrafında dönmeye başlıyor. Haftada 4 gün yüzünce hadi bugün yüzmeyim yarın yüzerim deme alanınız pek olmuyor hele benim gibi haftanın 5 günü 8-16 ve cumartesi çalışınca.


Ama ne diyorum "adapte ol Ceren."

Beslenme:


Bir önceki Kaş-Meis yarışından pertim çıkmıştı, daha doğrusu sonraki süreç beni çok zorlamıştı, açlık, sussuzluk beni çok kötü vurmuştu. Yarıştan daha zor olan sonrası olmuştu benim için açıkcası.


O yüzden bu kez bir sporcu diyetisyeni ile çalışmaya karar verdim.

Zeynep’in önerisi doğrultusunda yolum Zülal Zeren ile kesişiyor. Derdimi ve hedefimi anlatıyorum. Ve artık bu sporu düzgün yapma adına biraz olsun sporcu beslenmesi ile ilgili bilgi edinme vakti gelmişti.


Şahsen çok güzel, keyifli ve eğlenceli bir süreç oldu benim için. Diyet yapmak bu kadar eğlenceli olabileceğini hiç düşünmemiştim.


Sonuç : 22 hafta diyet, 3 kilo gitti, 4 kilo yağ verdim, 1 kilo kas aldım.


Zayıfladıkça su ile ilişkimin değiştiğini hissediyorum. Su hissiyatım, mobilitem çok güzel ilerliyor. Kulaçımı atarken önümde daha çok su olduğunu, kolumu çekerken kenarlarda da su olduğunu fark ediyorum. Uzandıkça core bölgemin sağlamlaştığını ve suyun üzerinde resmen aktığımı hissediyorum. Bunu böyle yaparsam böyle oluyor vesaire her antrenman yeni bir aydınlanma gibi resmen.


Recovery:

Zaten Lifeon ekibi ile çalışıyordum ama antrenman sayıları ve şiddeti artıkça recovery seanslarını aksatmıyorum. 3-4 haftada 1 omuzları bakımdan geçiriyorum. Bu süreçte onlara iyi bakmak önemli


NEREDE?


Oceanman Mısır’ı seçmemin bir kaç nedeni var:


1- Wetsuitin yasak olduğu nadir yarışlardan biri. Yarışacaksam eşit şartlarda olması lazım.

2- Yakın, direk uçuş var, havalimanı ve soma bay çok yakın

3- Kızıldeniz, başka bir deniz tecrübe etmek ve denizin rengi

4- Hem yarış hem tatil kafası cezbetti valla


NE ZAMAN?

Eylül gibi beni stres basıyor, günler geçiyor, yarış yaklaşıyor ve ben aylardır sadece havuzda antrenman yapıyorum. Tenim daha deniz suyun tadına bakmadı bile.

Ekim başında Fethiye yarışını planlıyorum ama ondan önce denize girsem iyi olur gibime geliyor en azından benim stresim gider.


Bodrum kampına gitmeyi planlarken, artık bütün yaz İstanbul’da kalmanın, yaşadığım bir takım günlük hayat sıkıntıları, beni Assos kampına gitmeme sebep oluyor.

Biraz yüzüp denizde suyu nasıl hissettiğimi anlamak, yarış mayomu denemek, 2-3 günde km yapmak.


Kamp güzel geçiyor bedenim yıpranmış gibi değil, kendimi iyi hissediyorum, sihirli mayo hakkaten sihirliymiş. Çok güzel suyun üzerinde kaldırıyor. Ve onun sayesinde 90dklık antrenmanı Ceysun’un yanında yer alarak yapıyorum. Mayonun büyüsü mü yoksa yıllarca yüzme stiline hayran kaldığım Ceysun’un yanında yüzmek mi bilmiyorum ama çok iyi hissettiren bir 90dk oldu benim için. Çıkışta Ceysun : kız ne güzel yüzüyorsun öyle demesi? Diyorum mayo sayesinde.


Kamp bittiğinde anlıyorum ki 10 Km yüzebileceğim.


Fethiye yarışı geliyor, kendi tempom ile tıkır tıkır yüzüyorum ve bittiğinde daha yüzerdim diyorum yine Taha’ya. Yüzsem iyi olur yarışa 2 hafta kalmış.


Son antrenmanlar, son yüklemeler, bir türlü gelmeyen taper haftası.


Artık sabırsızlanıyorum, yüzeyim bitsin bu çile diye geçiriyorun artık. Süreç beni yordu bedenen değil ama geçen son 3 ayı sadece antrenman programıma göre yaşamak. Sosyalleşecek zamanı bile ertesi gün antrenman olmayan günlere tercih ediyorum.


Son hafta, son düzlük. Yarış öncesi Taha ile konuşuyoruz, süreç, yarış, ne oldu, ne bitti ama ben hiç bir şey düşünemiyorum, bilmiyorum çünkü. Ne düşüncem, ne hissedeceğim, bedenim bana ne diyecek. Hepsi koça bir soru işareti, ne kadar mantık çerçevesine sokmaya çalışsam da olmuyor girmiyor.


Son antrenmanımı canım seansım sabah 6:00 askerleri ile yapıyorum. Artık son taper mı ne bilmiyorum ama antrenman çıkışında herkesin beni uğurlaması, sarılıp şans dilemesi duygulandırıyor beni. Son günlerde gördüğüm herkes hazır mısın? Nasıl geçti süreç? Çok güzel olucak eminim diyerek yarış hakkında 1-2 cümle etmesi beni strese sokuyor niyeyse.


Fethiye’den dönerken Evren abi ile konuşuyorduk bunu hatta. Diyorum "sanki herkes benim 10 Km yüzmemi bekliyor gibi hissediyorum." Sakin Evren abimiz yarama tuz basarak evet biraz öyle en azından ben merak ediyordum diyor.


Bavul, uçak, otel artık Nazlı ile Mısır’dayız.


Cuma sabah 4 gibi otele varıyoruz. Yarış Cumartesi 8'de. Gece uçtuk ve aslında yorgunluk olur düşünürken bir şekilde iyi oldu çünkü Cuma akşamı yorgunluktan bebek gibi uyuduk valla.


Otel herşey dahil modunda açık büfe ama ben hiç bir şeyin tadına bakamıyorum. Diyetimde yazanları yiyip, yarış öncesi besin zehirlenmesi olmasın diye yarış sonrasına bırakıyorum yemekleri.


Yarış sabahı kahvaltımda fıstık ezmesi var diye bavulumda taşıdığım fıstık ezmesini sabah kahvaltıya götürüp yemem gereken ekmekleri zorla yiyorum. 1 tanesi eksik kalıyor çünkü hakkaten yiyecek yerim kalmıyor. Bir gün önce 2 elektronik tüketmiştim. Yarış sabahı da bir doz daha elektrolit tüketim yanıma yaklaşık 1 litre su alıp yarışın olacağa yere gidiyoruz.

Boylar bir gün önce koyulmuştu zaten, bakıyorum iki tur dönmem gerekiyor. Nedense görebildiğim ve hayal edebildiğim bir mesafe olunca gözüm daha az korkmaya başlıyor.

Ama Soma Bay rüzgarlı, boylar suyun üzerinde yatıyor resmen. Yarış eğlenceli olacak gibi duruyor.



Ortam güzel, çoğu yüzücü Mısırlı, 10km yüzecek sporcu baya az toplamda 27 kişiyiz ve bunlardan sadece yedisi kadın. Genç bir yüzücü görüyorum start beklerken konuşuyoruz dördüncü 10 km si en iyi derece 2.37 genç arkadaşıma maşallah diyip artık sabırsızlanıyorum. Düdük çalsa da atlasak suya bir görsek neymiş 10km.

Teknik toplantı olmadığı için yarış öncesinde bize parkuru anlatıyorlar, şamandıraları nasıl geleceğiz vesaire. 2,5 ve 7,5 km de feeding point var, o noktada muz, jel, elektrolit ve su bulabileceğimizi öğreniyoruz.


Artık ben yerimde duramıyorum sağa sola yürüyorum, çişim geldi, suya girsek beeeeee

Düdük çalıyor, atlayan 27 kişiyiz ama adeta Aquamasters 3 km yarışı gibi ayak yiyorum, kol yiyorum, herkes bir gazla başlıyor tabii. Ben yine normal abi geçin buyurun ben yoluma bakarım diyerek ikinci şamandırada artık herkes yerini bulmuş bir şekilde yoluna devam ediyor. Yarışın başlangıcı ve ben şimdiden birkaç kez su yuttum. Dalga öyle böyle değil. Kerteriz alıcam dalga var, sağdan nefes yine dalga, soldan nefes yine dalga. O anda içimden diyorum hayatında olsun kolay bir şey seçsen Ceren kafamı keserim. Aklıma Nihan ile yüzdüğümüz rüzgarlı Çanakkale geliyor, 45 dk küfretmiştim. Ama tecavüz kaçınılmaz ise zevk almaya bakacaksın diyerek artık dalgalara kafa atıyorum. Hey Poseidon sen mi güçlüsün ben mi. Yine aklımda Taha Engin: "adapte ol Ceren."


Kerteriz almak için dalgaların üstüne geçip bakmam gerektiğini anlıyorum ve Ögeday aklıma gelip suyun üzerinde sıçramaya başlıyorum yoksa buoyu göreceğim yok. Can olsaydı böyle yarışa ne küfrederdi diyorum ardında Birke’nin minikkkk kuşşş diye bağırması aklıma geliyor. Zeynep kesin şikayet ederdi diyorum.


Ama orda Poseidon derken yuttuğum tuzlu su ve yaptığım sağlam kahvaltı ağzıma fıstık ezmeli ekmeklerim geliyor ve orda diyorum bacım sal yapacak bir şey yok. Yüzerken ağzıma gelenleri kustum bu da bir tecrübe.


Feeding pointe yaklaşırken bir gün önce Kaan bana elektrolit al varsa demesi aklıma geliyor. Daha önce hiç denemedim ama dedim bu turşu suyunda elektrolit önemli riski al. Feeding pointa elektrolit üzerine de bir bardak su diyerek devam ediyorum yoluma. İçimdeki fransız dizel motor açıldı, su biraz daha sakinledi uzana uzana atıyorum kulaçlarımı. Aklıma baby shark şarkısı geliyor ama diyorum hayır onu söylemeye başlama 3 saat söylersin diyerek kafamdaki radyoyu kapatıyorum.


Dönerken şamandıralar orada renk değiştiriyor ve beyaz piramit şeklinde şamandıra görmeye çalışıyorum ama göz tabi yarı kör miyop hipermetrop astigmat, bize eşlik eden kanolar sağolsun bize gösteriyorlar. Ama arka plan Mısır çölü olunca kerteriz almak bir hayli zor. şamandıraların yerini kestirince arka planda bina, palmiye kerteriz alıyorum çünkü beyaz buoy görmek gerçekten zor.


Ara sıra saatime bakıyorum, hızım ne vesaire diye rüzgara karşı 2,6 iken artık dönüş yolunda rüzgar bana yardım ediyor ve saate 2,7km hızında yüzüyorum. Ama 1 saat biterken başlıyorum kafada hesap yapmaya şimdi bu hız ile ne kadar sürede biter diye, ilk tur bittiğinde 4500 civarı yüzdüm saat nerdeyse 2 saati gösteriyor ve moralim bozuluyor. 4 saate yüzücem diye düşünmeye başlıyorum. Ebru abla aklıma geliyor o Alanya’yı 4.30 ile bitirmişti ben ondan hızlıyım o kadar sürmez heralde diyorum. Ama yinede hedeflediğim süre değil.

Nazlı başladı heralde diyorum yarışa. İçinden küfrediyorum fırtınalı suda yüzüyor diye düşünüyorum. 1i tur biterken arkada jet hızı ile 5kcıların ön grubu geçiyor buyrun yol sizin diyorum. 1ci turu bitirirken buoyları sayıyorum bir sonraki turda bu sayıya ihtiyaçım olacak diye. Finişe olan mesafemi anlamak ve son kmleri biraz tempo yaparak bitirmeyi planlıyorum çünkü.


İlk turda draftıma bir mısırlı yatıyor. Tabii ki draftıma yatan her insan gibi oda nasibini alıyor. Ama sağolsun ara sıra buoy görmek için durduğumuzda yardımcı oluyor. Kanocular ile Arapça konuşup buoyların yerini öğreniyor.


Hadi bir tur bitti kaldı bir tur daha. Yine poseidon’a meydan okumaca. Artık dalgalar nasıl falan hiç takmıyorum, dalga yemekten kafam güzel oldu, dalga arasında nasıl kerteriz alırım diye teknik geliştiriyorum. Yok bu palmiyeye bak, yok bu binaya bak. Saate bak aaaa saat yok. Saat ben yokum artık diyip kapanıyor. Bende ok bundan sonrası hayırlısı diyip yüzmeye devam şu anda onunla uğraşamicam. Feeding point sonrası dalgalar bir şekilde arkamızdan geliyor ama çok avantaj sağlamıyor gibi. Rüzgar swim buoyu nerdeyse kafama getiriyor, sağ kolumdan mecburen kısa kol çekiyorum bir süre ce vol koluma yükleniyorum.


Denizi anlatmak için şunu düşünün : turşu suyunu alın, çamaşır makinesine koyun çalıştırın orda da yüzmeye çalışın. Bir Türkiye’de gerçekte gölde yüzüyormuşuz.


Yüzdüğümüz yer marina rüzgar yandan geliyor ama garipte akıntılar var gibi. Onu 2ci turun feeding pointunda anlıyorum. Ben yerimde durduğumu düşünürken akıntı beni alıp karaya doğru ittiğini fark ettim. 2ci turun dönüş yolundayım buoy sayıyorum.


Birinci turda birlikte yüzdüğüm Mısırlı yüzücüden eser yok, arkamda kaldı muhtemelen beni yine tek başıma yüzüyorum. Önümde değişik boylu bir yüzücü var. Yeri geldiğinde onun boyunu kerteriz alıyorum ama çok da güvenmemek lazım. 2ci feeding pointe birlikte giriyoruz ama sonrasında bir o beni geçiyor bir ben geçiyorum. Ama son dönüş yolunda ondanda eser yok. Bir rakip daha geçtiğimi fark edince aklıma Cem Yılmaz ve hız senin düşmanın demesi geliyor. Hakkaten hız benim düşmanım o anda. Sadece kendi paceimde yüzmem yetiyor çünkü sürdürebilir bir pace ve yarışa hızlı başlayanlar 7-8kmde tükenirken ben hala aynı hız ile devam edebiliyorum.


Artık dönüş yolundaki ikinci buoyda son jelimi alıyorum. Ve o dönüşte artık gizli silahımı şimdiye kadar kullanmadığım ayaklarımı devreye sokup. Artık son kmler bir işe yarayın diyip ayak vurmaya başlıyorum. Üçüncü şamandıra, dördüncü şamandıra derken artık marinayı görüyorum. Ulan bitiyor ya hakkaten bitiyor ama bende bitiyorum. Omuzlarım ağrımaya başladı 7-8 km de. Mayo trapezlerime baskı yapıyor. Bitsin istiyorum artık.


Dönerken gördüğüm vatozlar ve mercanlar bana güç veriyor. Vatozların biri kocaman yahu bunların kuyruğunda diken yokmuydu diyip bir kendimi korkutuyorum. Sonra Ceren peşinde köpek balığı varmış gibi yüz diyorum son kmleri.


Finiş görünüyor. Önümde bir buoy var diyorum belki kadındır. Azıcık daha basayım belki overall gelir diyip finişe yaklaştıkça içimdeki olmayan sprinteri çıkarmaya çalışıyorum. Baya heyecanlı bir finiş olup bir ayak fark ile önüne geçip finişi geçiyorum.


Bitti.


İlk soru : saat kaç?

3.30.09 - Yaş kategorisi 1 - Genel klasman 4

Soluklanıyorum, bakıyorum yüzdüğüm yere. Oha bitti diyorum. Bittirebileceğimi bildiğim ama nasıl ve neler hissedeceğimi bilmediğim yarış bitti. Mutluluk, başarma hissi. Telefona bakıp haber vermem gereken insanlara haber veriyorum. Otele dönüş, duş ve açık büfenin yemeklerini artık hak ettiğimi düşünüyorum.



KİM?


Ceren Baskan - Başkan gibi ama S ile.


Hiç bir zaman elit yüzücü ya da sporcu olmayan. Başlangıçta yaşadığım sancılı süreçten kafamı dağıtmak için ve biraz olsun nefes alabilmek için başladım yüzmeye. Gençliğimde sadece 1 sene ders alıp yüzmüşlüğüm var.

2017de tek başıma spor salonun havuzunda hazırlanarak, kafama taktığım İstanbul Boğaz yarışına katılma hakkı kazandım ve yarıştım. Keyif aldığımı fark edip biraz araştırma yaptıktan sonra 2018 ile Taha ile yolum kesişiyor. Lets Club havuzunda Burak, Ahmet, Serhat, Seda, Ceysun, Ali Ozan’ı izlerdim. Diyordum ne güzel yüzüyorlar, bende kötü değilim ama onlar gibi de değilim kesinlikle. Antrenmanlara istikrarlı bir şekilde geliyorum, sonrasında başka yarışların olduğu Aquamasters, çeşitli organizasyonlar, işin farklı bir boyutunu gösteriyor bana.


2018 sonu - 2019 gibi 2 antrenman yetmiyor artık, evde de havuz var artık haftada 3 yüzüyorum. Primitif açılıyor. Taha nasıl hızlanırım diye sorduğumda güç antrenmanı yapman lazım diyor. Nefret ederim. Dumbell mı kaldırcam derken 2022’de Primitif’e gitmeye başlıyorum ve güçlendiğimi hissediyorum.


Kaş Meis hazırlıkları yaparken recovery ile tanışıp düzenli bir şekilde recovery’ye gidiyorum. O yarıştan ders çıkarıp 10km için diyetisyen desteği alıyorun 10kmye hazırlanmak için. Yarışa 3 ay kala tempoyu bir tık artırarak haftada 4 yüzüyorum. Bu kadar hazırlanmanın sebebi ben elimden gelen en iyi hazırlığı yapayım ki yarışta meyvelerini toplayım. Yüzücü olarak yapabileceğim tek şey bu, herseyi planlayıp uyulamak. Bu da benim Fransızlığım artık kusura bakmayın. Annem hep çok çalışırsan olur der. Babam ise dağdaki keçileri gösterip bak sen der hep. Çalışkan ve disiplinliği olduğum kesin ama kendimi inatçı olarak tanımlamam. Daha çok kararlıyım. Kafaya takarsam yaparım.



Peki insan neden bu kadar yüzer?

Hepimizin buna cevabı farklı tabii. Ben henüz bunun cevabını bulamadım. Ama yüzmek benim için zaman ve mekan kavramların olmadığı bir alan. Yarış 3.30 saat sürdü ama bana sorarsanız 10dk gibi geldi. Zamanın durduğu ve insan kendi kendi ile kaldığı bir yer. Yüzerken insanın kafası boşalıyor. Herkesin düşündüğü gibi havuzun karolarını saymıyorum, ya da attığım taklaları hiç ama hiç saymıyorum hele 18mlik havuzda. Ama kafamın boşaldığı, kendi hayatım ie ilgili cevapları bulduğum, bir nebze meditasyon yaptığım yer. Su ile kavga etmemin bir anlamı olmadığını, sadece rahatlıyıp suyun akışına, kulaçımın hissine, nefesimin ritmine bırakıyorum ve oluyor.


Garip bir hal bunu kelimeler ile anlatmak çok zor bence yaşamak lazım.

En güzelini Nihan Kaya kitabının ilk cümlesinde anlatıyor: neden yüzüyoruz? Boğulmamak için.


Yüzme sporu bireysel mi? Takım sporu mu?


Süreç garip işledi benim için. Her zaman bunun bireysel bir spor olduğunu düşünürken süreçime bir çok kişi dahil oldu. Ve yüzerken aklımdan takım arkadaşlarımı geçtiğini fark ettim. Demek ki düşündüğümüz gibi bireysel bir spor değil. Yerinize kimse yüzmüyor elbette ama sizi oraya getiren bir süre insan var aslında. Bana sadece yüzmesi kalıyordu.


Başta:


Taha, antrenör olarak ilk defa bir süreç için bu kadar heyecanlandığını hissettim ve bu bana sporcu olarak çok iyi geldi. Birlikte bu süreci geçirmenin çok öğretici olduğunu söyleyebilirim. Herkese acıklık getireyim, öyle oturup saatlerce antrenmanları konuşmadık, feedback almadım. Ama sadece ara sıra yaptığımız kısa konuşmalar bana yetti. Konuşmadan anlaşmak sevdiğim bir şey galiba. Bu süreçe başlamadan bundan nasıl keyif alacağımı gördün, inandın ve yüklendikçe yüklendin. Ama sudan çok iyi çıktım.


Antrenman okur yazarlığım gelişmedi, çünkü bu benim işim değil bu senin işin. Ve hiç bir zamanda sorgulamadım neden şimdi bunu yüzüyorum diye. Asker gibi bana yüzmesi ve feedback yazması kalıyordu.


Yüzücü olarak başladığım yolculuk artık sporcu olarak bitiyor sanki. Yüzücüden önce sporcu olmanız lazım dersin hep.


Yeni sendrom geliştirdim. "Kim yüzecek" bitti. "Ne yüzeceğim" başladı haberin olsun.


Zülal, hayatım boyunca diyetlerini yapabilirim sanırım. Çok güzel sonuçlar elde ettik ve yemek öğün hazırlamak işin eğlenceli tarafı oldu.

Cengizhan, hala bana bir J-Lo poposu borcun var ama chin-upların ekmeğini yedim.

Yudum İdman Yurdu kızları, yakından takipte olan, hiç bir zaman desteklerini esirgemeyen, benim kadar heyacanlı olduklarını hissedebildim. Yüzerken dedim kesin diyorlar Ceren şimdi yüzüyor diyip. Bir tracker olsaydı Zeynep elinden düşürmezdi muhtemelen.

Merco, Kaan, Doğaç. Uzuncular hep yalnız ve tek yüzer bu doğru dostlarım. Nerdeyse hep tek yüzdüm. Dipsiz kuyu gibi bitmeyen köpek balığı videoları ile beni psikolojik olarak yarışa hazırladılar sağ olsunlar. Köpek balığın düşündük, füzeleri düşündük ama dalgaları düşünmedik.


6:00 askerleri, hedeflerimiz çok farklı olsada hepimizin branşına duyduğumuz saygı sonsuz sanırım. En huysuz hallerime, en kim yüzecek hallerime maruz kalsanız da sesinizi çıkartmamanız büyük bir nimet bence.


Nazlı, yarışın olmasına rağmen muhteşem bir supporter oldun. Herseyime uyum sağladın ve nasıl rahat edeceksem ona göre şekillenmeyi bildin. Geldiğimizden finiş çizgisine kadar benim yerime de her detayı düşünmeyi bildin. Bu çılgın maceranın parçası olmayı kabul ettiğin için ne kadar teşekkür etsem azdir. İyi bir teyze takımı olduk bence


Bundan sonra nolcak?


Bir daha yüzeceğim...


Yazı 2915 kelime hadi iyisiniz :)


Konuk Yazar: Master Yüzücü Ceren Baskan instagram >>






250 görüntüleme1 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

1 Comment


Cengizhan
Cengizhan
Oct 30, 2023

belki j-lo gibi olmayabilirsin ama j-lo’nun da 10 km yüzmüşlüğü yoktur. emeğine sağlık

Like
bottom of page